gezgin.com yeni kayıt | giriş 
notlar
aktiviteler
fotoğraflar
gezi yazıları
forum


not ekle
fotoğraf ekle
aktivite ekle
yazı ekle
foruma yaz



Kadının Futbolla İmtihanı

Kadının Futbolla İmtihanı - (1.7.2007)

Eril bir spor dalı olarak nam salan futbolla alakalı bir
kadınsanız eğer,mutlaka erkekler tarafında bu hususta sınava tabi
tutulursunuz."Fenerbahçe'nin kadrosu kimlerden oluşur?Teknik direktörü
kim?Kalecisi kim?" vs...Sorgulama bu minvalde akıp gider ve siz
futbolsever bir kadın oduğunuzu ispatlamak için bu sınavı geçmek
zorunda kalırsınız.
Aslında erkekler, futbolsever bir kadınla karşılaşınca buna içten
içe sevinse de,kendilerini futbolun bilirkişisi tayin ettiklerinden
olsa gerek,bu sevgiyi sorgulamadan kendilerini alıkoyamazlar.Benzer
bir durum ikili ilişkiler için de geçerli;aktif taraftar modundaki
futbolsever erkekler başta kız arkadaşlarının futbolu
sevmesini,maçlara filan iştirak etmesini sevinçle karşılasa da,bu
durumun "futbol hayattır" şiarına doğru yelken açmasından pek
hazzetmezler nedense...Nick Hornby Futbol Ateşi adlı kitabında
kendisinden yola çıkarak pek güzel örnekler bunu.Koyu Arsenal
taraftarı Hornby,ilişkisinin başlarında kız arkadaşının Arsenal'e
gönül vermesini,maçları kaçırmamasını mutlulukla gözlemlerken,zamanla
kendi Arsenal tutkusunun bi benzerinin kız arkadaşında da vuku bulmaya
başlamasından rahatsız olmaya başlar.Kendini, her fırsatta iğneleyerek
dokundurmaktan ve bu noktada işi inatlaşmaya dökmekten de
alıkoyamaz.Bilemiyorum,belki de bu durum, futbola hakim olan eril
anlayışın olduğu kadar;Hornby'nin kendinden yola çıkarak saptadığı ve
kitabında da sık sık dem vurduğu "futbolun geciktirici etkisiyle" de
ilintili olabilir.
Tüm bu sınavlar,kadın-erkek ilişkilerindeki tatlı
rekabetler,kadının futbolla imtihanı noktasında en naif şeyler
aslında.Çünkü asıl imtihan,varolma mücadelesi tribünlerde başlar.Gönül
verdiğiniz takımın stadına ayak bastığınız an,erkek egemen yapının
stadın her yanına damgasını vurmuş varlığını özümsemeye ve hazmetmeye
çalışırsınız.Başlama düdüğünün çalmasıyla,tezahüratlarla şenlenen
coşkuya,gollerle gelen sevince,kaçan pozisyonlarla gerilen
sinirlere,can-ı gönülden katılırken;beri yandan,çoğunlukla cinsiyet
bakımından öznesi olduğunuz en kallavisinden seksist
küfürlere,biçimsiz el kol hareketlerine de göğüs germeniz gerekir.Bu
ruhsal şiddetin tabi bir de fiziksel olanı da vardır ki,o da işin tuzu
biberidir.Koltukların,tekmelerin,yumrukların havada uçuşması durumu
özellikle derbi maçlarında tavan yapar. İş bu noktada bir kadın olarak
tribünde varolmak istiyorsanız,dayanıklı olmanız esastır.Ki sanırım
kadınları tribünlerden uzak tutan asıl neden de bu:fiziksel şiddete
maruz kalma korkusu.
Buraya kadar futbola hakim olan ataerkil sistemin kadınlar
üzerindeki olumsuz sonuçlarının bahsi edildi.Nedenlerini irdelemek
gerekirse daha gerilere gitmek gerekir aslında.Çocukluk
çağında,kızların seksek ve türevleriyle,erkeklerin ise futbol ve
türevleriyle oynaması salık verilir;çocuklar adeta
koşullandırılır.Kendimden biliyorum,çocukken top oynayan (futbol
demezdik tabi) erkek arkadaşlarıma iştirak etmek istediğimde,"kızım
siz ne anlarsınız top oynamadan,git seksek oyna,ip atla" denilerekten
kışkış edilirdim inceden inceden...Bu şimdilerde sık kullanılan
"elinin hamuruyla erkek işine karışma" anlayışının çocuksal tezahürü
aslında;"ayağının sekseğiyle,ipiyle,erkek ayağına,oyununa karışma" der
gibi.Aynı zihniyet sorunu eğitim sisteminde ve futbol liginde de
mevcut.Okullarda kız çocukların futbol takımı kurmasına henüz bu sene
izin verildi.Ki takım kurma aşamasında henüz bir girişimde
bulunulduğunu duymadım.Keza,Kadınlar Futbol Ligi'nin hal-i pür melali
de ortada.
Kader, daha çocukken meşin yuvarlakla kızların arasına ağlarını
örer böyle.Elbette her şeyde olduğu gibi,bu konuda da genelleme
yapmamak en sağlıklısı olur(du).Çocukluğunda meşin yuvarlakla haşır
neşirliği kalecilikten öteye giden kızlar da olmuştur.Ama ne yazık ki
biz onlardan değiliz.Çocukluktan başlayan ve adeta klasikleşen bu
koşullan(dır)manın ceremesini çekiyoruz biz kadınlar.Bugünümüze dek
köklerini uzatan bu eril anlayışın, -hoş,nereye hakim değil ki bu
anlayış?- erkeklerin futbolsever kadınlara üst perdeden bakışının
altında hep bu nedenlerin pusuya yattığı kanaatindeyim.
Bir kadın olarak kendi payıma, tüm bu nedenlere,sonuçlara ve hakim
olan eril anlayışa inat;Fenerbahçe'yi,Livorno'yu,daha birçok
takımı,stadın havasını solumayı seviyorum.Çünkü her şeyden önce
futbolu çok seviyorum;takımlardan,olumlu-olumsuz her şeyden
muaf.İnatla ve azimle bu dünyada varolacağım.Zira "top
yuvarlaktır";futbolda olduğu gibi,hayatımizn her yanına kök salmış
ataerkil sistemi sahaya gömeceğimiz günler yakındır.Son söz için Camus
amcaya kulak verelim:"futbolda topun nereden geleceğihiçbir zaman
belli değildir.Bu nedenle hayata çok benzer.Yaşamda da özellikle büyük
şehirlerde,insan davranışlarının ne şekilde olacağı,ne şekilde
dönüşeceği,ne yapacakları belli değildir."

Değil mi ama?